Böğürtlen Kışı Roman mı? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: öğrenmek yalnızca bilgi edinmek değil, dünyaya bakış biçimini yeniden şekillendirmektir. Öğrencilerime sık sık söylerim — “Her kitap, bir sınıf; her hikâye, bir öğretmendir.” İşte Sarah Jio’nun Böğürtlen Kışı adlı eseri, tam da bu anlayışı hatırlatır. Peki, “Böğürtlen Kışı roman mı?” sorusuna nasıl yanıt vermeliyiz? Evet, bu eser bir romandır; ama aynı zamanda, öğrenmenin duygusal, bilişsel ve toplumsal yönlerini örnekleyen güçlü bir pedagojik metindir. Roman mı, öğrenme deneyimi mi? Böğürtlen Kışı (İngilizce özgün adıyla Blackberry Winter), 2012 yılında yayımlanmış bir modern tarihî kurgu…
4 YorumKategori: Makaleler
Antep Fıstığı Kilosu Ne Kadar 20266? – Fiyatın Tarihi, Kültürü ve Bugünün Tartışmaları “Antep fıstığı kilosu ne kadar?” diye sorulduğunda, cevap yalnızca bir etiket rakamı değildir; iklimden tarım politikalarına, küresel tedarikten mutfak kültürüne uzanan geniş bir hikâyedir. Not düşelim: “20266” ifadesi açık bir yazım hatası olduğundan, aşağıdaki veriler Ekim 2025 itibarıyla öne çıkan güncel aralıklara ve tartışmalara dayanmaktadır. Akdeniz’den Dünyaya: Tarihsel Arka Plan Antep fıstığı (Pistacia vera), Antik Çağ’dan beri Doğu Akdeniz havzasında değer gören bir ağaç ürünüdür. Osmanlı mutfağında baklavadan helvaya, pilavdan kebaba kadar “bayram lezzeti” kimliği kazanmış; sınırlı üretim alanı ve zahmetli hasadı nedeniyle hep “pahalı tat” olarak…
Yorum BırakKan Şekerini Ne Dengeler? Kahramanlar, Krizler ve Biraz da Kahkaha! Hayat ikiye ayrılır: Yemekten önce tatlı düşünenler ve yemekten sonra pişmanlıkla “bir daha asla” diyenler. Eğer sen de bu döngünün içinde gidip geliyorsan, kan şekeri meselesi tam da seni anlatıyor olabilir! Uyarı: Bu yazı bol miktarda mizah ve gerçek içerir. Okurken hem gülecek hem de “demek mesele buymuş” diyeceksin. Kan Şekeri: İçimizdeki Küçük Drama Kraliçesi Kan şekeri dediğimiz şey aslında çok basit: Vücudun yakıtı olan glikozun kandaki seviyesidir. Ama onun basitliği seni yanıltmasın… Tıpkı ilişkiler gibi, bu denge bozuldu mu drama kaçınılmaz olur. Bir an enerjiksin, diğer an sinirli, sonra…
Yorum BırakSihler Neye İnanır? Edebiyatın Işığında Bir İnanç Anlatısı Bir edebiyatçı olarak her zaman şuna inanırım: Kelimeler, yalnızca düşünceleri değil, inançları da taşır. Her din, bir anlatı dili kurar; her inanç, kendi edebî ritmini yaratır. “Sihler neye inanır?” sorusuna bir teolog değil de bir yazar olarak baktığımızda, karşımıza yalnızca bir din değil, bir hikâye biçimi çıkar. Çünkü Sihizm, kelimenin büyüsüyle doğmuş; sözcüklerin insan ruhuna dokunan şiirsel bir akışa dönüştüğü bir inançtır. Kelimenin Başlangıcı: Guru Nanak ve İlahi Şiir Sih inancı, 15. yüzyılda Pencap bölgesinde doğdu. Kurucusu Guru Nanak, kelimenin hem anlam hem de tını gücüne inanıyordu. Onun öğretileri, yazılı değil söylenen…
Yorum BırakMiyop Ne Demek? İktidarın Görme Bozukluğu Üzerine Bir Siyaset Bilimi Okuması Güç İlişkilerinin Görme Kusuru: Miyop Bir Toplumun Portresi Bir siyaset bilimci olarak dünyaya bakmak, yalnızca olayları gözlemlemek değil; aynı zamanda kimlerin baktığını, kimlerin baktığını sandığını ve kimlerin göremediğini anlamak demektir. Miyop — yani uzağı net görememe durumu — yalnızca tıbbi bir teşhis değil, aynı zamanda çağdaş siyasal düzenin metaforik bir özeti hâline gelmiştir. Bugünün toplumlarında hem iktidar sahipleri hem de vatandaşlar, “yakın olanı” — yani gündelik çıkarı, kısa vadeli başarıyı, kişisel menfaati — net bir şekilde görür. Ancak “uzak olanı” — yani adaleti, eşitliği, sürdürülebilir demokrasiyi — bulanık görürler.…
Yorum BırakHasanağa Parkı Hangi Otobüs Gider? Şiirsel Bir Yolculuk Üzerine Her yol bir hikâyedir; her durak bir cümlenin sonundaki virgül kadar anlamlı. Şehirde dolaşmak, aslında metinler arasında gezinmek gibidir. Otobüsler, bizi yalnızca bir yerden bir yere taşımaz; aynı zamanda içsel bir yolculuğun sessiz anlatıcılarıdır. Tekerleklerin sesiyle birleşen düşünceler, tıpkı bir romandaki iç monologlar gibi derinleşir. Hasanağa Parkı’na giden yollar da bu hikâyenin bir parçasıdır — bir doğa parçasına varmanın, kalabalıktan sıyrılmanın ve belki de kendini yeniden bulmanın hikâyesi. Şehirde Bir Durak: Hasanağa Parkı’nın Anlamı Hasanağa Parkı, yalnızca Bursa’nın en bilinen yeşil alanlarından biri değildir; aynı zamanda kent yaşamının gri tonları arasında…
Yorum BırakKalotip Baskı Nedir? Görüntüden Öte, Adaletin ve Çeşitliliğin Işığında Bir Sanat Fotoğrafın tarihi, insanın kendine bakışının da tarihidir. Bir görüntüye anlam yüklemek, bir kareye hikâye sığdırmak… Tüm bunlar, sadece teknik değil, derin bir toplumsal eylemdir. Kalotip baskı da tam bu noktanın simgesi — hem bir sanat formu, hem de bir dönemin eşitsizliklerini, hayranlıklarını ve umutlarını yansıtan bir araç. Bugün, “kalotip baskı nedir?” sorusuna sadece fotoğraf tarihi açısından değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında da bakalım. Çünkü bazen bir fotoğraf, bir toplumun vicdanını da görünür kılar. Kalotip Baskı Nedir? Kalotip (Calotype), 1841 yılında İngiliz bilim insanı William Henry Fox…
Yorum BırakGözlem Yapmanın Amacı Nedir? Kültürlerin Nabzını Tutmak Bir antropolog olarak dünyaya baktığımda, her toplumun kendine özgü ritüelleri, sembolleri ve anlam dünyasıyla örülmüş karmaşık bir dokusu olduğunu görüyorum. Gözlem yapmak, bu dokunun ipliklerini çözmeye, her bir hareketin, jestin ve sessizliğin ardındaki anlamı keşfetmeye yönelik bir davettir. Gözlem, sadece dışarıdan bakmak değil; aynı zamanda toplulukların kimliklerini, inançlarını ve değerlerini kendi dilleriyle anlamaya çalışmaktır. Antropolojik gözlem, merakın rehberliğinde gelişir. Bir köy düğününde atılan zılgıt, bir cenazede sessizce yakılan mum, bir festivalde dans eden bedenler… Bunların hepsi kültürel bir iletişimin parçasıdır. Gözlem yapmanın amacı, bu sembolleri çözmek, görünmeyeni görünür kılmak ve insanların kendi dünyalarını…
Yorum BırakGörsel İfade Nedir? Ekonomik Kaynakların Görünmeyen Dili Bir ekonomist için dünya, kıt kaynaklar ve sonsuz arzuların çatıştığı bir alan olarak başlar. Ancak bazen üretim, tüketim ya da yatırım gibi somut göstergelerden öteye geçmek gerekir; çünkü ekonomi yalnızca sayılarla değil, imgelerle de şekillenir. İnsan davranışlarını yönlendiren şey her zaman rasyonel çıkarlar değildir — çoğu zaman bir görsel ifade biçimi, yani anlamın sembollerle, tasarımla veya estetikle aktarılmasıdır. Bu bağlamda görsel ifade, sadece sanatsal değil, aynı zamanda ekonomik bir olgudur. Görsel İfade: Değerin Estetik Temsili Görsel ifade, fikirlerin, duyguların ve kimliğin görsel ögeler aracılığıyla dışa vurulmasıdır. Bir grafik, bir marka logosu, bir afiş…
Yorum BırakGrafik Tasarım Alanı Nedir? Ekonomik Bir Perspektiften Yaratıcılığın Piyasası Bir ekonomist olarak her analizime aynı soruyla başlarım: “Kaynaklar sınırlıysa, hangi tercihler en yüksek faydayı sağlar?” Bu soru yalnızca üretim veya finans dünyasına değil, yaratıcılığın kalbine de dokunur. Grafik tasarım alanı, görünüşte estetik bir disiplin gibi dursa da, özünde bir ekonomik sistemtir — arz, talep, değer ve verimlilik kavramlarının sanatsal biçim altında buluştuğu bir alan. Grafik tasarım, bilgi ve estetiğin piyasa içindeki dolaşımını belirler. Bu alan, bir ürünün ya da markanın görünürlüğünü artırmakla kalmaz; aynı zamanda toplumsal algıyı ve ekonomik davranışları da yönlendirir. Grafik Tasarımın Ekonomik Temelleri Her ekonomide olduğu gibi…
Yorum Bırak